Secdede Son Nefes – Halit ERTUĞRUL Kitap Özeti


IMG 8690 e1447348394784 225x300 Secdede Son Nefes   Halit ERTUĞRUL Kitap Özeti
Yeni bir kitapla daha karşınızdayım. Mükemmel bir kitap. Tek kelimeyle anlatmak gerekirse “harikulade”. Eser, Halit Ertuğrul‘un kaleminden çıkmış. Temmuz 2015’te basılan kitap, Nesil Yayınları ile bizlerle buluşturulmuştur.

Konuyu anlatayım diyeceğim de nasıl anlatayım bilmiyorum ki. Bu denli güzel olan bir kitap nasıl kelimelere dökülür, nasıl açıklanır? Ama bir kaç kelime de olsa bahsedeceğim. İlkay, zengin aile ortamında yetişmiş bir kız. Etrafı hep yapmacık insanlarla dolu. Ayrıca babası ve babasının arkadaşları da Allah’a inanmıyorlar. Bu yüzden dinden uzak bir şekilde yetiştirilmiş. Bu ortamdan sıkılan İlkay yüksek lisansını yapmak için Anadolu’nun yoksul köylerinin birine gidip yapmaya karar verir. Orada bir yurtta kalıyordur. Ancak yurtta bir gün yangın çıkar ve kendini zor kurtarır. Soğukta donmak üzere olan İlkay’ı, gerçek bir Anadolu kadını olan Fatma Teyze kurtarır. O kadar güzel ilgilenir, o kadar merhametli davranır ki Anadolu’nun insanına bir kez daha aşık olur. tam o sırada içeriye oğlu girer. İlkay’ın gözleri Mustafa’ya takılı kalır. Bunu fark eden Mustafa utanır ve gözlerini hemen kaçırır ve başını yere eğer. İlkay buna çok şaşırır. Oysa ki kendisi çok güzel bir kızdır. Ona bakmayan erkek hiç yoktur. Mustafa hariç. İşte o anda Mustafa’nın edebine, terbiyesine, yüzünün kızarmasına vurulur.

İlkay’ı hastaneye götürürler ana, oğul. Ancak hastanede babasını ve annesini görür. Tabi ki babası her yeri ayağa kaldırmıştır. Annesi Fatma Teyze’yi azarlar. Fatma Teyze’nin temizlikçi olduğunu düşünür ve onun ayak altından çekilmesini emreder. İlkay çok sinirlenir ve aynı zamanda utanır. Ana oğla bakar nerededirler diye. Ancak Mustafa annesini almış dışarı çıkarıyordur.

O günden sonra Fatma Teyze’nin felç geçirdiği haberini alır ve hemen yanına koşar. Mustafa’da oradadır. Hem Fatma Teyze’nin felç geçirmesinin hüznünü hem de Mustafa’yı uzun bir süreden sonra yeniden görmenin sevincini yaşar. Fakat hastanede çok etkileyici bir olay yaşar. Öyle ki bu olaydan sonra İlkay, tesettüre girer ve Hak yoluna koyulur.

İlkay, Mustafa’yı arar ve onun numarasını bir imamdan bulur. Ona ulaşır, konuşur, derdini anlatır. İşte o konuşma onlar için her şeyin başlangıcı olmuştur. O konuşmadan sonra her şey açığa kavuşturulmuştur. Geriye sadece Suheyb ve Hifa olmak kalır.

Önce şunu belirtmek istiyorum ki kitapta anlatılan hiçbir olay kurmaca değil, hepsi gerçek, yaşanmış olaylar. Ondan sonra da şunu açıklamak istiyorum: Suheyb ve Hifa ne alaka diyen vardır. Kitapta bir yerde Mustafa, İlkay’a bir şey diyor. Ondan sonra İlkay Suheyb’e layık bir Hifa olmak için can atıyor. Ancak bunu daha fazla ayrıntıyla açıklamayacağım. Okuyunca zaten neyin ne olduğu anlaşılıyor. Şimdi gelelim. kitabın güzelliğine. Size garanti verebilirim ki -eğer kalpsiz değilseniz- kitabın her bölümünde ağlayacaksınız. Şahsen ben hıçkıra hıçkıra ağladım. Böylesine bir iman, böylesine bir sevgi, böylesine bir bağlılık olabilir mi Yarabbim? Kitap bittikten sonra öncelikle kendi Müslümanlığımdan utandım. Sonra da ölüm gerçeğini bir kez daha idrak ettim. En son olarakta Suheyb ve Hifa’ya hayran kaldım. Cümlelerimi sonlandırmadan önce Halil Ertuğrul’a çok ama çok teşekkür ediyorum. Böyle gerçek olayları insanlarla buluşturması mükemmel bir şey. Allah ondan razı olsun. Ayrıca Suheyb ve Hifa’yı çok merak eden olursa diye aşağıya videosunu bırakıyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=MDNfGamL7x0


Comments
  1. Yusuf Toktay

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir