Kendini Arayan Adam – Halit ERTUĞRUL Kitabı


kendini arayan adam halit ertugrul kitabi 2 e1453550768271 225x300 Kendini Arayan Adam    Halit ERTUĞRUL Kitabı
Halit Ertuğrul kitap yazacakta ben onu ağlamadan okuyacağım. Hiç olur mu öyle şey? Bu kitabının da her bölümünü beğene beğene okudum. Zaten Halit Ertuğrul kitaplarını okuyanlar, kitaplarda geçen olayların ve kişilerin gerçek hayattan alındığını bilir. Zaten ağlamamın en büyük nedeni yaşanmış olaylar olması.

Kitabın başlarında yeni atanmış bir öğretmen bulunmakta. İlk bölüm ailesiyle vedalaşmasını içeriyor. İlerleyen bölümlerde ise otobüste bir amcayla karşılaşıyor. Amcayla küçük bir sohbeti oluyor. Bu sohbet onu çok etkiliyor. Ancak şimdiden belirteyim, kendini arayan adam bu öğretmen değil.

Öğretmen yoluna devam eder. Yolculuk sırasında şoför, kendine güvenen bir kişinin şarkı söylemesini ister. Arkadan güzel giyinimli orta yaşta bir kişi söyleyebileceğini belirtir. Öğretmenin gözü “o adama” takılır. Gayet düzgün duruyordur. Adamın her hareketini takip eder. Adam şarkısını söyledikten sonra yolcularla muhabbet etmeye başlar. Ancak öğretmen bu muhabbette ters giden bir şeyler olduğunu sezer. O adam komünizm propagandası yapıyordur. Adam o kadar mükemmel anlatıyordur ki yolcuların çok azı adamın amacını anlar. Öğretmen olaya girip hakikati anlatmak ister fakat birden girerse hem yolcuların ters tepkilerini alacaktır hem de istediğine ulaşamayacaktır.

Öğretmen namazını kılmak için mola verilip verilemeyeceğini sormak için tam ayağa kalkmıştır ki birden bir patlama ile sarsılır. Ardında bir patlama daha. Otobüs sağa sola savrulduktan sonra durur. Şoför inip bakar. Tekerler patlamıştır. Yolcular kısa bir korkudan sonra arabadan inerler. Öğretmen ise namazını kılabilmek için abdest alabileceği bir yer arar ve bulur. Namaz kıldıktan sonra gözü “o adamı” arar. Adamı bir ağacın altında dinlenirken görür. Yanına gider ve ağzından büyük bir titizlikle laf almaya çalışır. Adamla muhabbet kurduktan sonra, onu imani konulara çekmeye çalışır ve başarır da. Öğretmenin sorduğu sorular karşısında biraz şaşırır. Ayrıca öğretmenin kullandığı cümleler gayet dikkatini çekmiştir.

Lastikler tamamlandıktan sonra yola tekrar çıkılır. Dışarıda olan konuşma “o adamın” kafasını kurcalar ve öğretmenle arabada konuşmaya devam ederler. Öğretmen konuştukça adam iyice düşünceli bir hal almaya başlar. Aslında adam kendini aramaya başlamıştır.

Öğretmenin otobüsünü değiştirmesi gerekir. Ancak adam yollarının ayrılmasına izin vermez. Öğretmen de bunu kendi misafiri olma şartı ile kabul eder ve öğretmenin, arkadaşının yolunu tutarlar. Arkadaşının evine vardıklarında kapı büyük bir heyecanla açılır ve misafirler içeri davet edilir. Hiç beklemeden sohbete devam edilir. Adamın sorularına bir öğretmen bir de öğretmenin arkadaşı cevap veriyordur.

Vakit iyice ilerlemiştir. Konular en ayrıntılı şekilde işlenmiştir. Ev sahibi, adama odasının içeri de olduğunu, onun yatıp dinlenmesi gerektiğini, namazdan sonra onu kahvaltıya kaldıracaklarını söyler. Ancak adam bu teklifi duyupta duymamazlıktan gelir. Kalkar ve öğretmene, daha fazla geç olmadan bu işe başlaması gerektiğini söyler. Ardından şunları ekler:”Bana abdest almayı öğretir misin?” Öğretmen kilitlenir kalır.

Vallahi olay her aklıma geldiğinde bir Sübhanallah çekmeden edemiyorum. Bu kadar güzel bir dönüşe ancak Sübhanallah denir zaten. Belki neden ağladığımı, neden bu denli duygulandığımı daha iyi anlamışsınızdır.

Olay zaten mükemmel. Bir de Halit Ertuğrul hocamızın kalemiyle buluşmuş ayrı bir güzellik kazanmış. Her satırında bir içtenlik, bir heyecan, bir kendini arayış var. Her satırı incelikle, özenle ilmek ilmek örülmüş. Sanki her satırı özellikle insanın içine dokunsun diye yazılmış. Uzun lafın kısası, bu mükemmel kitabı alıp okuyun, hissettiklerimi hissedin, bu arayışa siz de ortak olun.


Comments
  1. ersan
  2. Muhsin Kaya

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir